O ŞİMDİ ASKER

soho greens etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
soho greens etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Şubat 2012 Salı

İçimdeki canavar:))

Tuhaf bi canavarım var benim,dönemsel bişeylere takar,tek ilgi alanı olur,araştırmalara doyamaz:))

Bazen moda olur,bazen güzellik,bazen kitaplar,bazen filmler,bazen dizi,bazen maneviyat,neyse gündem mevzum derine,daha derine:))

Nişanlandığım dönemlerde yaza evleneceğimiz düşüncesiyle deli gibi dekorasyon merakım vardı mesela,Allah'ım akıllara zarar,Kore dizisi izliyorum mesela,kızın yatağını çok beğendim,bulmam lazım o görseli,korece çevirip aramalar mı dersin,talan etmeler mi dersin.Sonra taaaa 2013 yazına kaldığı için düğünümüz bu hevesim hemencecik söndü.

Şu ara yeniden uyandı içimdeki canavar ama,önce odamdan başladım,bir gecenin yarısı Kübiş şunu şuraya alsak mı dememle başladı herşey,herşeyin yerini değiştirdim odamda,sempatik bir düzen kurduk,sonra hızımı alamadım,tüm kitaplığımı boşalttım,kitaplarımı renklerine ayırdım:))hmmm bişey daha yenilemem lazım dedimmm,renk lazım dedim,English Home'dan mor yatak örtüsü ve mor-beyaz çiçekli nevresim takımı aldım,hızımı hala alamadımmm,evim.net'ten mor düzenleyici kutular sipariş ettim,beklemedeyim,yetmedi,fazlalık eşyalarımı koymak için yatak örtümün nerdeyse aynı iç kumaşına sahip beyaz hasır sepet aldım kocaman,çerçeve,çiçekler vs vs derken çalışmalarım sürmekte,son şeklini vermek için kutularımı bekliyorum ve ayın 17sinde verdiğim siparişi hala göndermeyen evim.net'i de kınıyorum:)yarın yükleme yapılacak dediler,bakalım,inş.,kemerlerimi kapı arkası askılığa düzenli bi şekilde astım,kapımın yanına koyduğum dallı askılığıma çantalarımı astım,ağaç gibi,çok sevimli oldu:)

Mekanın ve dekorasyonun insanı ne kadar olumlu-olumsuz etkilediğini bizzat deneyimledim,şöyle ki odamla çok sevgi dolu bi bağım yoktu,kendisi yatma ve diğer işlemler için zorunlu kullandığım bir mekandı,bazen işe gelirken sabahları alelacele örtülerini bile düzeltmeden çıkıp giderdim,akşama gelince toparlardım vs.şimdi öyle mi?içim açılıyo,minik evim gibi hissediyorum,sabahları asla üşenmeden itinayla topluyorum,yastıklarını yerleştiriyorum,kutularımda gelince düzende son nokta olacak:)

Şu masaya,çiçeklerime,mumlarıma bakınca içimi neşe kaplıyo resmen:))home sweet home



Bu da sevgilicimin asker resimleri ve nişan resimlerimizden derlemem,orta soldaki resim benim çekirdek ailem,alt sağdaki resim sevgilimin çekirdek-ama bayaaa büyük çekirdek-ailesi:))


Odamdan hızımı alamadım tabi,insan araştırırken aklına giriyo bişiler hep,ne zamandır yeni taşındığımız ofisin duvarlarına sinir oluyor ve değiştirmek istiyordum,düz bej,altın ve desenli olmak üzere 3 kağıt kullanarak mekanı hareketlendirdik biraz,desenli kağıt benim masamın ardında,kendime torpil:))harika bi arka planım var,resim çekip çekip instagramda oynuyorum çok zevkli:)ofiste derin çalışmalara inemedim henüz,yapacak çok iş var,bi tanecik mimarım Tüloşumun desteğiyle ilerleyen günlerde,kendisine burdanda teşekkür etmek istiyorum,seni çoook seviyorum bi tanecik dostum ve mimarım,sevgilimmmm alınır şimdi tamam 2 tanecik mimarlarım,ikinizi de çok seviyorum:))bu arada sevgilim yarın akşam burdaaaaaaaaaaaaaaaa:))))saat 8 de havaalanında büyük buluşma,çok mutlu ve heyecanlıyım:))))))))))))

Torpilli duvar kağıdım ve ben:))


Bu da yeni takıntılarımdan,move the box oyunu,şu an osaka şehrinde 22.leveldayım,itiraf etmeliyim ama boston 24.leveli bi türlü yapamayınca google'dan yardım almış olabilirim,ama anneme söylemedim,akşamları evde oynayıp hava atıyorum,buldumm,çok zekiyim yaa diye:))






                                             Kötü bi çekimde ne giymişim,bu tonları seviyorum.

Dün akşam iş çıkışı Tüloşumla dertleşme seansı,suratım 5 karış,çünkü işle ilgili sorunları falan konuşuyoduk o sırada,ahhhhhhhhhhh bazen eviminnnn kadını,çocuklarımın anası olasım geliyor ama ben çalışmadan yapamam yaaa:))


Hmmmm,bol köpüklü cappuccinolarımız.

11 Ocak 2012 Çarşamba

Ben en son...

Sıla'nın bloğunda okumayı en sevdiğim bölümlerden biridir bu en son...postları.İçimden yapmak geldi bugün.En son neler yapmışım bakalım.

Ne okudum:Dostoyevski-Beyaz Geceler-Uysal Kız.Hala okuyorum aslında,uzun zamandır kitap okumaktan soğumuştum,bu alışkanlığımı yeniden kazanmak için her gece yatmadan okuyorum son günlerde.

Ne izledim:Öyle Bir Geçer Zaman ki.Annem izlediği için izledim,bunalım ötesiydi,bi ailede herkes mi mutsuz olur,izlemiycem daha,içim karardı.


Ne yedim:Soho'da tavuk dürüm ve patates kızartması,dürümde Cafe Crown daha başarılı,ama patatesi harika ötesi,mmmmmmisssss.

Ne içtim:Soru mu bu,çay,çay,çay,çaykoliğim napayım.


Ne aldım:Bu soruyu pas geçsem,neler desek:))İstanbul'da birsürü şey aldım,yaza kadar alışveriş yasağı koyuyorum kendime.Ama zamansal olarak en son aldığım şey,döneceğim gün kardeşime H&M'den hırka ve gömlekti,ahhh çok fedakar bi ablayım:))giymeyip giydiren cinsten:))

Ne almak istedim:Mac Melba allık ve Mac Hot Tahiti ruj,ikisine de bayıldım,ama ikisini de 2 mağazasında bulamadım:((tavsiye ederim,ben çok sevdim,Melba çok sade ve doğal duran,ama aynı zamanda kendini bağırmadan gösteren bir allık,Hot Tahiti içinde çok hafif vişnelikte olan taptatlı bordo bir ruj.


Neye sevindim:Nişanlımın ailesinin bana yaptığı doğumgünü kutlamasına.


Neye kızdım:Bizi ayıran TSK'ne.Ama olmadı,bu genel bi kızgınlığım,en son Ankara ofisimizle bağlantımızı sağlayan ağın çökmesine ve işlerimin aksamasına kızdım.


Neye üzüldüm:Dün akşam iş çıkışı arkadaşımla buluşup bişeyler içmeye giderken arayan sevgilimin haline.O orda eğitim için dağa çıkıp soğuktan donduğunu anlatırken gezip eğleniyor olmama.Ama napayımm,evde olunca da bunalıma giresim geliyo:((


Neye güldüm:Tüloşumun gaflarına:))

17 Aralık 2011 Cumartesi

Çılgın Cuma

Böyle bi film var;Freaky Friday diye,anne ve kız bir sabah uyandıklarında kendilerini birbirlerinin bedenlerinde bulurlar,sonrası komedi...canım sıkkınsa hep kafa dağıtan,fazla derin özellikleri olmayan filmler izlerim,o zamanlardan birinde izlemiştim.Canınız sıkkınsa,vakit geçsin istiyorsanız tavsiye ederim.

Ama mevzu bu değildi tabi.Kendi Cuma'mı anlatacaktım.Cuma akşamını tabi ki,benim için hayat işten çıktıktan sonra yaşadığım kısımdır daha çok:))

Dün Kübişimizin doğumgünüydü.Bütün gün kendimi tuttum,aramadım,mesaj atmadım,face'te duvarına her yıl yazdığım uzuuuun makalelerimden birini yazmadım.Sabırla akşamı bekledim.Bu yıl 4 kuzen dışarda kutlayalım,eğlenelim istedim.

Akşam iş çıkışı Kübişi alıp Varlıbaşa götürdüm,Soho Greens'e gidip mükemmel su böreğinden yedik,miss kokulu çayından içtik.Dipnot olarak eklemem lazım,aç yaşarım,çaysız yaşayamam:))benim için bir cafenin en önemli özelliği çayının lezzetli olmasıdır.Ve Soho bu konuda çok başarılı.Soho Trabzon'da yeni açılan bir yer ve kısa zamanda favori mekanlarımızdan oldu,sevgilimle orda dergi karıştırmaya bayılıyor(d)um.Çok hoş bir dekorasyonu ve atmosferi var,çayı süper,yemekleri,pastaları çook lezzetli,daha nolsun:))

Neyse,ne diyordum,böreklerimizi yedik,dergi karıştırdık,kim ne giymiş,kime ne yakışmamış,kim nasıl makyaj yapmış,amann ne fena olmuş,off bu harika,bunu istiyoruum,zevksiz efektleri eşliğinde çene çaldık:))


                                           kırmızı enn sevdiğim renk,bu duvarlara bayılıyorum.


küpşekerim henüz kuzen kutlamasından bihaberken



Sonra kardeşim ve diğer kuzenim geldi,onlar gelince numaradan aaaaaa ne işiniz var burda dedim,ama Kübiş yemedi tabi,gidip pastalarımızı seçtim,nasıl bir görselle gelmesini istediğimi söyledim.veee Happy Birtday:))





Nefisssss ötesi profiterollü pastamız



ve biz;kuzenlerin sadece 4'ü,biz çooook kuzeniz ve hepimiz kardeş gibiyiz,maalesef şu an dağıldık biraz,burda kalanların 4'ü



                                    Ablasının yaramazııı o,ennn hınzır,ennnnnn çapkın kuzen:))



ve cafeden sonraki şebek hallerimiz;




                                  Bilenler bilir,Mesutla olmazsa olmaz pozumuz,shut me down:))



ve kapanış pozum:)

Ama gece burda bitti miii,hayır,arabaya bindik,arabayı kardeşim kullandı,biz Kübişle arkada oturduk,ve araba kullanırken bastırdığım tüm duygularla Virgin radio'nun sesini sonuna kadar açıp koptuk,süperdiiii,arada biz yanlarından geçerken arabanın içine bakan tuhaf bakışlara aldırmadık bile.

Kübişle kınamda kesinlikle yabancı kopma şarkıları çalmamız gerektiğine karar verdik.

Peki herşey bu kadar harika mıydı?Hep eğlenceli şeylerden mi ibaret hayat?

Değil tabi ki...

Bazılarımız gülen yüzümüzü paylaşmayı daha çok seviyoruz galiba.

Saat 10.30 a kadar süren,yüzümüzün güldüğü,kahkahalar attığımız kısımları anlattım sadece.

Eve geldiğimde hissettiklerimden,kalbimdeki derin özlemden,gündüzden kalan işle ilgili sıkıntılardan,gözyaşlarımdan,vakit geçsin diye erkenden yatışımdan-saat 00.00 benim erken kavramımdır,çok geç ve az uyurum normalde-dem vurup can sıkmak istemedim şu an...

Yüzümüzden gülücük eksik olmasın...

12 Aralık 2011 Pazartesi

ve 364:))

Sevgili henüz olmayan okuyucularım;

ya da sevgili günlük;

daha da doğrusu sevgili sevgilim:))

Bugün azap gibi gelen,o hiç bitmeyecek sandığım mesainin bitiminden sonra kızlarla Varlıbaşta buluştuk.Daha ofisten arabaya bindiğim an başladı gözlerim dolmaya.Senin olmadığın bir şehir o kadar tuhaf ki...sana çıkıyorum diye haber vermeden ofisten çıkmak...Arabayı parkedip Varlıbaşa girdiğimde girişte bittim zaten...seninle üzerlerinde rahatlık testi yaptığımız Tv koltukları,orda tanımadığımız bi teyzenin bana sen seç kızım deyişi:)))

Biraz yürüdüm,çiğköftecinin önüne geldim.Salişin sana gelirken çiğköfte alsana panpa mesajları,ona çiğköfte almalarımız...

Rodi'nin önünden geçerken son cumartesimizde,tam ordan geçerken vitrinlere bakıp yaa giderayak mağazalardaki herşey gözüme güzel gelmeye başladı deyişin:))

Soho'ya girdiğimde kızlar daha gelmemişti,dergi bakma seanslarımız geldi aklıma,hızlıca çevirdiğim sayfalar,güzel kızları kapatmalarım falan:)))bütün makyaj ve giyim sırlarıma vakıf olma,bakma diye  yalancıktan kızışlarım,banane bakıcam,her sırrınızı öğrenicem deyişlerin:)))

Bakma gülücüklerle anlattığıma sevgilim,her anı hatırlayışımda doldu gözlerim,yaşlarım hazır halen,dokunsan ağlayacak modum ne zaman geçecek bende bilmiyorum,gözümün dolma sıklığı şu an 15 dk.da 1:))

Kızlarla buluşmak iyi geldi,kızsal şeylerden konuştuk,makyaj malzemeleri,parfümler,kıyafetler vs.

Bu arada bir türlü hangi versiyonunu beğendiğimden emin olamadığım burberry body'nin hangi versiyonunu sevdiğimden eminim artık,intense'i seviyorum sanmıştım ama değil,2 koluma ayrı ayrı sıkıp karıştırıyordum hep,normal intense olmayan hali güzel,missss,ebru'da vardı bileklerime sıktı,geldiğimden beri kendimi kokluyorum:))




Bir parfüm aynı anda bu kadar mı fresh,çekici ve misss olur,çok parfümüm birikti,azalsınlar hemennnn benim olacak aşkım,gerçi sen yoksun ya bugün hiç parfüm bile sıkasım gelmedi.

Sonra kalkınca kızlar üst çıkışından çıktılar avm'nin,benim arabam alttaydı,onlardan ayrılınca mutsuzluğumla yüzleştim,tam Batik'in önünden geçiyordum,biraz bakınırsam kafamı dağıtır,mutlu olurum sandım,ama dayanamadım,çıktım,mağazalar bile beni çekmiyor,düşün,çok vahim durumdayım:)))

Eve geldim sonra,biraz müzik dinledim odamda,ağladımmmm,seni düşündüm,özledimm,sonra yüzümü yıkayıp alta indim,annemle çay içtik,Tv izledik biraz,kendime geldim azıcık,az önce geldim yine odama,şimdi namaz kılıp sana,bize,babama ve tüm sevdiklerimize dua edicem.Sonra napıcam bilmiyorum,sanırım başımı yastığa koyduğumda aşk ve mutluluk dolu bir huzurla uyuduğum o günler geride kaldı...sen gelene kadar...