O ŞİMDİ ASKER

koton etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
koton etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Şubat 2012 Salı

İçimdeki canavar:))

Tuhaf bi canavarım var benim,dönemsel bişeylere takar,tek ilgi alanı olur,araştırmalara doyamaz:))

Bazen moda olur,bazen güzellik,bazen kitaplar,bazen filmler,bazen dizi,bazen maneviyat,neyse gündem mevzum derine,daha derine:))

Nişanlandığım dönemlerde yaza evleneceğimiz düşüncesiyle deli gibi dekorasyon merakım vardı mesela,Allah'ım akıllara zarar,Kore dizisi izliyorum mesela,kızın yatağını çok beğendim,bulmam lazım o görseli,korece çevirip aramalar mı dersin,talan etmeler mi dersin.Sonra taaaa 2013 yazına kaldığı için düğünümüz bu hevesim hemencecik söndü.

Şu ara yeniden uyandı içimdeki canavar ama,önce odamdan başladım,bir gecenin yarısı Kübiş şunu şuraya alsak mı dememle başladı herşey,herşeyin yerini değiştirdim odamda,sempatik bir düzen kurduk,sonra hızımı alamadım,tüm kitaplığımı boşalttım,kitaplarımı renklerine ayırdım:))hmmm bişey daha yenilemem lazım dedimmm,renk lazım dedim,English Home'dan mor yatak örtüsü ve mor-beyaz çiçekli nevresim takımı aldım,hızımı hala alamadımmm,evim.net'ten mor düzenleyici kutular sipariş ettim,beklemedeyim,yetmedi,fazlalık eşyalarımı koymak için yatak örtümün nerdeyse aynı iç kumaşına sahip beyaz hasır sepet aldım kocaman,çerçeve,çiçekler vs vs derken çalışmalarım sürmekte,son şeklini vermek için kutularımı bekliyorum ve ayın 17sinde verdiğim siparişi hala göndermeyen evim.net'i de kınıyorum:)yarın yükleme yapılacak dediler,bakalım,inş.,kemerlerimi kapı arkası askılığa düzenli bi şekilde astım,kapımın yanına koyduğum dallı askılığıma çantalarımı astım,ağaç gibi,çok sevimli oldu:)

Mekanın ve dekorasyonun insanı ne kadar olumlu-olumsuz etkilediğini bizzat deneyimledim,şöyle ki odamla çok sevgi dolu bi bağım yoktu,kendisi yatma ve diğer işlemler için zorunlu kullandığım bir mekandı,bazen işe gelirken sabahları alelacele örtülerini bile düzeltmeden çıkıp giderdim,akşama gelince toparlardım vs.şimdi öyle mi?içim açılıyo,minik evim gibi hissediyorum,sabahları asla üşenmeden itinayla topluyorum,yastıklarını yerleştiriyorum,kutularımda gelince düzende son nokta olacak:)

Şu masaya,çiçeklerime,mumlarıma bakınca içimi neşe kaplıyo resmen:))home sweet home



Bu da sevgilicimin asker resimleri ve nişan resimlerimizden derlemem,orta soldaki resim benim çekirdek ailem,alt sağdaki resim sevgilimin çekirdek-ama bayaaa büyük çekirdek-ailesi:))


Odamdan hızımı alamadım tabi,insan araştırırken aklına giriyo bişiler hep,ne zamandır yeni taşındığımız ofisin duvarlarına sinir oluyor ve değiştirmek istiyordum,düz bej,altın ve desenli olmak üzere 3 kağıt kullanarak mekanı hareketlendirdik biraz,desenli kağıt benim masamın ardında,kendime torpil:))harika bi arka planım var,resim çekip çekip instagramda oynuyorum çok zevkli:)ofiste derin çalışmalara inemedim henüz,yapacak çok iş var,bi tanecik mimarım Tüloşumun desteğiyle ilerleyen günlerde,kendisine burdanda teşekkür etmek istiyorum,seni çoook seviyorum bi tanecik dostum ve mimarım,sevgilimmmm alınır şimdi tamam 2 tanecik mimarlarım,ikinizi de çok seviyorum:))bu arada sevgilim yarın akşam burdaaaaaaaaaaaaaaaa:))))saat 8 de havaalanında büyük buluşma,çok mutlu ve heyecanlıyım:))))))))))))

Torpilli duvar kağıdım ve ben:))


Bu da yeni takıntılarımdan,move the box oyunu,şu an osaka şehrinde 22.leveldayım,itiraf etmeliyim ama boston 24.leveli bi türlü yapamayınca google'dan yardım almış olabilirim,ama anneme söylemedim,akşamları evde oynayıp hava atıyorum,buldumm,çok zekiyim yaa diye:))






                                             Kötü bi çekimde ne giymişim,bu tonları seviyorum.

Dün akşam iş çıkışı Tüloşumla dertleşme seansı,suratım 5 karış,çünkü işle ilgili sorunları falan konuşuyoduk o sırada,ahhhhhhhhhhh bazen eviminnnn kadını,çocuklarımın anası olasım geliyor ama ben çalışmadan yapamam yaaa:))


Hmmmm,bol köpüklü cappuccinolarımız.

23 Şubat 2012 Perşembe

Karışık bi post:))

Şu blogta ennn zorlandığım ve özürlü olduğum konu başlık bulmak:))Direk yazıya geçiyorumm

Cilt bakımıma çok özen gösterdiğimi yazmıştım daha önce,yeni ürünler denemeyi sevdiğimi...bunun en güzel yanı da değişimi gözle görebilmek,kullandıkça sonuç almak.

Bir çok yerde La Roche Posay kremlerde 29 Şubat'a kadar geçerli kampanyayı görüyordum,daha fazla kayıtsız kalamadım,ve birçok blogta övgüyle bahsedilen http://www.onlineeczanem.com/'u tercih ettim,online tercih etmemin sebebini de açıklamak istiyorum,burda 2 eczaneye girdim ve ürünleri 39.90'a sattıklarını görünce firmanın kampanyası olduğunu belirttim,ama yok öyle bir kampanya cevabını aldım,insanların fırsatçı tavırlarından hoşlanmıyorum,hatta sinir oluyorum.

Salı günü akşam siparişimi verdim,La Roche Posay Hydreane Riche Cream ve La Roche Posay Hydreane Legere Cream,biri gece yatarken yoğun nemlendirmesi için,biri gündüz parlamayı önleyerek nemlendirmesi için düşüncesiyle iki versiyonunu da sipariş verdim,sitede kargo ücretsiz,ikisi toplam 39.80 Tl,bu kampanya Şubat sonuna kadar geçerli,bu sabah elimdeydi siparişlerim,ki belirtmem gerekir,site kargo takip-bilgilendirme konusunda çok iyi,her aşamada,siparişiniz hazırlanıyor,hazırlandı,kargoya verildi vs şeklinde bilgi mailleri aldım.

Paketimi açtığımda böyle görünüyordu;



Aslında siparişlerim bu tatlı ikiliydi;


Bunlar da minik yavruları,online alışverişin güzel yanı sanırım,müşteri için gönderilmiş testerları vermemek için direnen,bin takla atan temsilcilerin olmaması,bir ürünü deneyerek almaktan güzeli olabilir mi?

Darphin,Murad,Nuxe,Caudalie,Sebamed,Vichy,Babe ve Bioderma markalarına ait bir çok tester,benim Bioderma h2O'mun miniminnacık yavrusu bile var,annesinin yanına koycam onu şifonyerimin üzerine,çok tatlııı:))


Ürünleri denemek için can atıyorum,kadın olmak zevkli bişi yaa:))

Gitmeden dün Tüloşumla ofiste yaptığımız,yaparken kendimizi Nihat Odabaşı,Adriana Lima ikilisi sanıp havalara girdiğimiz çekimden birkaç kare ve Eurovision şarkımızı paylaşmak istiyorumm,çünkü kendisine bayıldım,ooohhh,ooooohhhhh,Can Bonomo'yu kimseler bilmezken keşfetmiş olmak beni acaip mutlu ediyo:))kendimle gurur duyuyorum niyeyse de:))


Annemin pek sevmediği tarzlarımdan,çocuk gibi oluyomuşum:))





Ben şarkıyı,Can Bonomo'nun duruşunu,samimi oluşunu,rahatlığını,beden dilini-tedirgin,heyecanlı bir rahatlık-çalışılmış bir son kareografi olmamasına rağmen arkadaki ekibin sahneye geliş anını,Can Bonomo'nun arkasındaki kişinin muzip gülüşlerini falan sevdim,sempatik ve eğlenceli buldum,hatta en sevdiğim Eurovision şarkımız diyebilirim,inş güzel sonuç alırlar.Haydeeee:))

veeee sevgilim yarın kura çekecek,o kadar çok dua ediyorum ki,ilk kurada hudut çekti bitanecikkk nişanlım,yani sınır karakolunda görev yapacak:((rahat bir sınır olması tek duamız,Allah tüm askerlere ve asker yolu bekleyenlere sabır versin...


ama çok ta mutluyum bir yandan,haftaya Çarşamba dağıtım iznine gelecek ve 10 gün yanımda olacak:)))))hemen gelsinnnnnnnn

15 Şubat 2012 Çarşamba

14 şubat'ım

Daha önce de yazmıştım,14 Şubat babamın defnediliş yıldönümü,12.02.2002'de vefat etmişti,14'ünde defnetmiştik bitanemi:(((şu an duygusallaşmak istemediğimden babamlı kısımları geçiyorum,ağlamaya başlayınca krize giriyorum çünkü:((sadece çok özledim bi tanecik babamı,iyi ki benim babamdı,anlatılamaz bi insandı...en çokta nişanlımın,yani müstakbel eşimin,çocuklarımın onu tanıyamayacak olmasına üzülürüm hep:((

Neyse,annem her yıl arkadaşlarıyla yaptığı günde kendi sırasını 14 Şubat olacak şekilde ayarlar ve o gün Kur'an okunur evde babam için,dualar edilir,yani hep yapılır babama dualar bizim evde,ama bu toplu ve özel olur,yoksa biz hep okuyup göndeririz ruhuna babacımın,insanın amel defterinde ölünce kapanmayan şeylerden biri ardından yapılan dualar,okunan Kur'anlardır,o yüzden çok önem veririz,yaptığı hayırlar,ardında hayırlı evlat bırakmakta öyledir.

Annem bir gün önceden hazırlıklara koyulur,birsürü çeşit yapma modası var annemlerin grupta,Pazartesi akşamı bende işten çıkınca oyalanmadan eve gittim,anneme yardım etmek için,çoğu şeyi yapmıştı ben gittiğimde,bana haşlanmış patatesten adını bilmediğim kumpirimsi şeyi ve yine adından emin olmadığım halleyimsi pastayı yapmak ve bilimum ayak işleri düştü:))

Annemle bişey yapmayı pekte sevmem açıkçası:))Nihayetinde yatak örtüsüne bile kutsal emanet gibi yaklaşan titiz ötesi birinden bahsediyoruz:))acaip kuralcıdır,tuzluğun yeri şurasıysa 1cm.ötesine koyamazsın,mazallah,evren kurallarına aykırı:))dünya dönmez o derece:))

Şimdi yapacağım 2 tane şey var,bi karışma di mi ama:))

Kumpirimsi dediğim şey şöyle bişey;Patatesleri haşlıyosun,sıcakken bi güzel eziyosun,sonra ayrı bi yerde süt,un,tereyağından çok katı olmayacak şekilde bi beşamel sos yapıyosun,patateslere ekliyosun,üzerine azıcık sıvıyağ ve tuz ekleyip güzelce pürüzsüz olana kadar karıştırıp borcama döküp bastırıyorsun,ardından sucuk,yeşil biber,kırmızı biberi ince ince doğruyorsun,kaşarıda rendeleyip üzerine serpiyorsun,en son fırına verip pişiriyorsun,biz bunu yapıp ertesi gün fırına vermek üzre kaldırdık tabi,şimdi bu aşamada ben diyorum ki bu malzemelerin birazını da içine karıştırsak daha güzel olur,hem renkli durur,hem kaşar daha bi güzel uzar,yokkk,olmaz,öyle yapılır,görceksiniz yalvarıyorum öyle yapim anneee noluuuuur,öle olmazzzzzzzzzzzz,Allah'ım sanki devlet kanunu var,yapsam olur işte,ne var:)))

Halleyimsi dediğim de büyük bir tepside kekini yapıyorsun,yuvarlak kalıpla parçalar kesiyosun,sonra kalan kısımlarını kekin ufalıyorsun,kesip çıkardığın yuvarlak kekin üzerine azıcık krema,1 dilim muz ve tekrar bol krema koyup,ufaladığın keklerden serpiyorsun,her aşamasında karışılır mı bir insanaa:))bunu yaparken cinnet geçircektimmm,yeter canımmmm,evlenince eviminnnn kadını,çocuklarımınnnn anası olacağım,bana karışamıycaksın iş yaparken dedim de,ortamı yumuşattım azıcık,hayır yani ne var,pasta börek yapıyoruz,anayasaya madde hazırlamıyoruz,bu kadar ciddiyete gerek yok di mi:))

Tabi anneciminnn onu ver,bunu al,şunu yıka vs gibi bana yaptığı aşçı yamağı muamelesinden bahsetmicem,zira en hazetmediğim iştir,ben bireysel çalışıcam evde,kimse karışmıcak bana:)))

Bunlar çekebildiklerim,kendi eserlerimi ve annemin yaptıklarından çoğunu çekemedim,börek,patates gibi şeyler fırındaydı hala,diğerleride buzdolabında,bende zaten 2 saatliğine işten izin alıp gitmiştim,o sürede de ofisten defalarca arandığım için evdeki vaktimin çoğuda bilgisayar başında geçti,döndüğümde herkes yemeye başlamıştı.Karadeniz sofrasından turşu kavurması eksik olur mu,o da vardı tabii,ama çekemedim,çok severim,sevgilicimde çok sever.

                                           Bu hangisiydi seçemiyorum tam,2-3 çeşit vardı bu tarz,bişi kavurması ama:))

Hmmm,bunu yengem yaptı,serbetli ama çok hafif bi tatlı,favorilerimden.


Geçen yıl hastasıydım,bu yıl aram yok,kabak tatlısı,yiyecekle ilişkim böyledir,bi dönem takarım bişeye,bi dönem ağzıma süremem:)


                                           Bu da kavurmalarımızdan:)

Hmmm,favorilerimdennn,kırmızı lahanaları rendeleyip sıvıyağ ve limon suyu ekleyip kavanozda bi kaç gün bekletiyoruz,üzerine sarımsaklı,yoğurt-mayonez sosu döküyoruz,bundan o kadar çok yedim kii,kübişim şaştı potansiyelime:))


Mercimek salatası,


Kıymalı poğaça,bunun da tadı harikaydı,yemedim ama ben bi önceki akşam fırından çıkınca sıcak sıcakken yemiştim:))


Mutfakta Ömerçipimle oynarken,tam bir tipitiptir,mimikleri Küçük Osman'a çok benzer,onun gibi minyatür bişidir,kuzenimdir bu arada.



                                                               Burda küsçülük onyuyoruz:))


                                             Dün bunları giydim,kırmızı-siyah klasik uyumunu seviyorum,ama serde bozgunculuk var,aşırı uyum sevemiyorum,illa bişeyle bozucam azıcık,çanta-yaka ile hareket kattım:)))




İşte böylee,dün bide sevgililer günüydü di miii,sevgilimden gelen paketim biraz azizliğe uğradı,elime ulaşmadı hala,bugün ulaşacak sanırım,akşam iş çıkışı yürürken çiftleri görüp gıcık olurken tam aradı sevgilim,olsunnn,sesini duymakta harika bir hediye bana,pakette ne olduğunu çok merak ediyorum,sordum,kendin gör dedi:))offf gelsin hemennnnnnnnnnn

1 Şubat 2012 Çarşamba

Back To Black



Bilinçsiz bir şekilde her gün üzerimde siyah bişey oluyor bu ara,siyaha döndüm sevgilimi bu kadar özleyince,back to black:))

Bizim için özel bi yeri vardır,yakınlaşmamıza vesile olan şarkı olur kendisi,yani sevgilimin benimle muhabbet kurma bahanesi,ben çok seviyordum bu şarkıyı,bende mp3 ü var,msn adresini ver,göndereyim sana demişti:))sanki ben bulamazmışım gibi:))


                                             

Amy Winehouse'u da ayrıca çok severim,çok özel bir ses,artık yeni şarkılarını dinleyemeyecek olmak üzücü:((Allah rahmet etsin...ben hayatı farklı insanlar için böyle söyleyince annem güler bana ve biraz anlamsız bulur,ama açıkçası yaşam şekliyle başkalarına değil de kendine zarar vermiş,Rabbi'ne ve kendine kabahatte bulunmuş,yanlış yapmış her insan için bunu dilerim Allah'tan hep.Bu şekilde birbirine hakkı geçmiş kulların o kabahatleri hariç tüm kullarını affetmesi için çook dua ederim.



Çok mevzudan çıktım,ne diyordum;dolabımda boynu bükük duran tüm siyahlarım gün yüzü gördü bu sayede,bunlardan biri de senelerdir giymediğim,taaa ünv.yıllarımda aldığım kazağım.İçine de siyah giyindiğim için belli olmuyor ama örümcek ağı şeklinde delikli bir örmesi var,özellikle boyun kısmındaki örgü çok hoş duruyor,çok iyi hatırlıyorum,bu kazağı ilk Çağla Şikel giymişti,tabi o esmer teninin üzerine giymişti,çok hoşuma gitmişti,Bursa'da öğrenci olduğum yıllardı,kızlarla tüm Bursa'da aramıştık:))moda avcılığı işte,naparsın.


Yüksek bel eteklere bayılıyorum,asla düşük bel giyinemem,hem yüksel bel,hem kalem etek olunca da tadından yiyemem:))Neon renkle siyaha canlılık katmış oldum en azından.

Bunları neden yazıyorum bilmiyorum aslında,moda bloğu gibi hissettim bi an,sanırım bloglarda en çok kombin postları okumayı sevdiğimden,ilham aldığımdan.

Aslında sadece belli başlı renkteki 5-6 şalımı dönüşümlü kullanasım var,düz rengin duruşunu daha şık,daha asil buluyorum başta,ama eşarplarıma içim acıyo,bi çekmece dolusu eşarp,yazık olmasın diye zorluyorum kendimi takmak için,nolcaklar bilmiyorum,bugünde zorla taktım,şal rahatlığı başka bişey yaa:)


12 Ocak 2012 Perşembe

Bordo aşkına


Bugün içime Sherlock Holmes kaçtı birazcık.Ofisin bu köşesini çok sevdim,poz vermesi çok zevkli oluyor:)

Bordo bu yılın moda renklerindendi,bende severek kullanıyorum,krem,bej tonlarıyla,kahvelerle,nude tonlarla çok uyumlu bir renk.

Bu kombin sırf eldivenlerimin hatrına yapıldı aslında,her gün giyinirken bi çıkış noktam olur;elbise,etek,kazak,gömlek,ayakkabı,çizme,eşarp,çanta,kolye,aksesuar...vs.Canım çeker resmen ve geri kalan herşeye ona göre karar veririm.

Bu eldivenleri bana en küçük kardeşim(nişanlımın kardeşi) hediye etti,dünya güzeli,rapunzel saçlı fıstığım o benim.Her gün takmak istiyorum,çok güzeller-almak isteyen olursa eldivenler Koton.



Elbisemi de İstanbul Taksim Mango outletten aldım,bilmeyenler için dipnot olarak eklemek istiyorum;.Taksim Mango'ya her İstanbul'a gidişimde uğrardım,ama üst katlardaki outletini yeni keşfettim.Muhteşem bi yer,geçen sezonun nerdeyse tüm koleksiyonu vardı.Ve cidden çok uygun fiyatlara.Geçen yıl çok beğendiğim özel gecelerde giyilecek boyu,kolu uzun siyah-altın puantiyeli bir elbise vardı-bilenler bilir bizim için boyu,kolu uzun,modaya uygun elbise bulmak çok zordur-Elbise sezonda 299 tl'ydi,gündelik giymeyeceğim,en fazla birkaç kez giyineceğim için o paraya değmeyeceğini düşünüp almamıştım.Şimdiyse o elbise dolabımda,bir arkadaşımın düğününde giyilmeyi bekliyor,veeee en güzel yanı da fiyatı;29.90 tl:))mutlaka uğrayın derim,toplam 189 gibi bi paraya kaç elbise,kaç etek,kaç aksesuar aldığımı sayamadım bile.

11 Ocak 2012 Çarşamba

Pembe;gönlüm sende

Koton'dan gayet uygun fiyata aldığım bu fuşya pantolona bayılıyorum.İstanbul ganimetlerimden olan trikomsu tuniğimle yaşadığım aşka değinmiyorum bile.Bugün kendimi çok cici hissediyorum. 


Yeni ofisimizin camı ve manzarası bir harika,hemen poz vermem lazım dedim:))resimde görünmüyor,diğer tarafta kaldı ama masamdan denizi seyredebiliyorum,aramızda 1 sıra alçak binalar ve cadde var sadece,misss.Çok huzur verici.


22 Aralık 2011 Perşembe

Kırmızııııııı


Bugünlerde kırmızı eteğimle aşk yaşıyorum,evet sevgilimi aldatıyorum,ve o çok iyi bilir ki ondan başka bişeye aşık olmuşsam bu kesin ayakkabı veya kıyafettir:))



Neden bilmiyorum ama kırmızı sevgim had safhada bugünlerde,hep kıpkırmızı giyinmek istiyorum.Yılbaşı yaklaşıyor ondan mı acaba?

Yılbaşı yaklaşıyor dediysem çam ağacı alıp kutlamıycaz tabi-yani kutlayanlara saygım,sevgim,sempatim var,böyle bi alışkanlığımız yok sadece-bizim evde kuzenlerimle toplanır,kız gecesi yaparız her yıl olduğu gibi.
Gerçi her yıl fire veriyoruz:((Bu yıl minik kızımızı saymazsak Kübiş ve ben 2 kuzen kaldık burda:((
Geçen yılbaşımızı anımsadımda,cipsler,çerezler eşliğinde kah ağlak Kore filmi izleyip ahhhh aşık olsak diye geçiriyorduk içimizden,kah annemide katıp aramıza horon oynuyoduk:))kah kalem çevirip doğruluk mu cesaret mi diye sanki herşeyimizi bilmiyor gibi sorular soruyoduk.
Ve şimdiki nişanlım,o zamanki arkadaşımmm:))o gece bana naptığımı sormuştu,bende kalem çeviriyoruz demiştimde,bende katılabilir miyim deyip hiç aşık olup olmadığımı sormuştu:))
Kaçar mıııı,oooooooo sesleri eşliğinde hmmm bu çocuk niye sordu bunu efektleri geliyordu arkadan,sevgilim bilmez bunları tabi:))
İtiraf ediyorum bende birazcık hoşlanıyor gibiydim sevgilim senden:)
9 Ocakta buluşup sinemaya gittiğimiz o gün birine bu kadara aşık olabileceğimi hiç bilmiyordum.
Ocak ayını seviyorummmmm,doğumgünüm,bizim 1.yılımız,sevgilimin yemin töreni,yaşasııın Ocak2012.

16 Aralık 2011 Cuma

sen yokken ben dün...

Dün yoğun bir gündü,işten saat 7 de çıkabildim.Öğle yemeğimi alışveriş olarak değerlendirdiğim için açtım,başım felaket ağrıyordu.Bizim kızların düzenlediği Mevlana'yı anma gecesi vardı,bir doz kız muhabbeti her derde deva düşüncesiyle yorgunluğuma aldırmayıp gitmeye karar verdim.İyi de yapmışım:))

Misss gibi ev yapımı börekler,mantı,pastalar,kurabiyeler,yaprak sarması,mercimek köftesi...hmmm,içeri girdiğimde Mevlana'yı anma gecesine değil de güne geldim sandım:))3in1;hem karnımı doyurdum,hem vıdıvıdı çene çaldım,güldüm,eğlendim,hem maneviyat tazeledim.

Aklımda bir söz kalmış dün geceden,Mevlana'ya mı ait,sunumu yapana mı emin değilim,ama o an çok etkilendim;

Ruh bedene sığamadığında ötelerden davet alırmış...

Babamı anımsadım...kendi davetim ne zaman olacak merak ettim...Allah tüm sevdiklerimize uzun,güzel ömürler versin...ruhumuz bedenimize sığsın:))



Öğlen kemerimden sıkılıp çıkardım,bol bol dursun istedim.



Kübişim ve ben;kendisi henüz bloğumdan haberdar değil,yazı biriksin,arkadaşlarıma arz edicem:))

Gecenin olduğu salona bayıldık,ip perdeler hoşuma gidiyor-evimizin bi odasında kullanabiliriz evlenince,uffff kederlendim yine,ben temmuz'da evlenicektim ama:((((((

Şu an tüm evlenme hazrılıklarımı askıya aldım,nasılsa 1 yıl 7 ay daha var:((ama ciddi bir arşivim ve birikimim var,bunları en kısa zamanda derleyip paylaşıcam inşallah.


Tanıyanlar bilir-en çokta Kübişim bilir-,taş duvarlara bayılırımm:))




Dünde böyle geçti,eve gelip My princess'imden 1,5 bölüm daha izledim.

Saat 1den sonra kulağımda telefonun radyosuyla uyuya kalmışım,bi ara saat 3te uyandım,açık kalmış radyo,ardı ardına şu 2 şarkı çaldı,dinledim,ağladım,özledim:((

çoban yıldızı...sen benle kal...lalalaa...hep benle kaaaaallll


Kelebek kadar ömrümüz var,sevmek lazım...

Nefes bile almadan,seviyorum seni...

Ruhumu kaybetmiş gibi,

sadece senin için yaşıyorum...nefes bile almadan...



Bu filmi çok severim,sevgilimle izlemiştik.Aşk tesadüfleri gerçekten de sever:))